Naruto RYO Sitesi

Japon gibi göründüğüme bakma.Türküm,çarparım!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Souen Misaki
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin


Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 27/06/10

MesajKonu: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   C.tesi Tem. 03, 2010 3:30 pm

Siyahlara bürünmüş bir boşluk.Düşüyordum.Boşluğun olmayan dibine doğru hızla yol alıyordum.Kahkahalar.Her yerdeydiler.Onları gözlerimle göremiyordum.Onları ruhumla duyuyordum.Aynı ses.Bu bariton sesi her duyuşumda ruhsal işkence çekiyordum bir nevi.İçimdeki gerginlik ve baskı;diğer duyguları yoğum bir biçimde hissederek ya kendimi kahrederek ağlamama ya da ciddi oranda sinirlenmeme yol açıyordu.Kahkahaların sahibinden fısıltıyla bir cümle sızdı yarama;

“Günahlarım arasında kavrulurken hala seni kahredebiliyorum. Acta est fabula”


En azından benimle konuşmazdı.Hep aynı boşlukta düşüyordum.Aynı kahkahaların yüreğime ektiği korku tohumları daima sulanırdı kabuslarda.Ama asla bana fısıldayamazdı.Duymak istemiyordum.O sesin kelimeleri biçimlendirmesini duyduğum an;hatıralar arasına süzülüp en ıstıraplı olanları hafızamda tekrar oynatıyor.Sepya film perdesinin karşısında oturduğum tahta iskemlede;akan gözyaşlarımla eski anılara bakıyordum.Canım yanıyordu.Krizler gelmeyeli neredeyse bir ay olmuştu.Krizleri kontrol altına alıp,bastırabilirdim ama gulyabanilere karşı kontrolsüzdüm.Bilinçaltım ve geçmişim iş birliği yaparak beni çıkmaz sokağa doğru itekliyordu.Kotamın sınırları fısıltıyla bir hayli zorlanmıştı.

Hala boşlukta düşüyor ve fısıltının varlığı ile sarsılıyordum. Fısıltı tekrar etti.Gittikçe tekrar ettiği zamanlar arası azalıyordu.Kahkahalar ve fısıltının senkronizasyonu bozulmuştu.Üst üste binerek işkenceyi bir üst basamağa taşıyorlardı. Uyanmanın tek bir yolu vardı.Gözlerimi açarsam ne olacağını biliyordum.Uyanmak istemiyordum.Fakat kotam dolmuştu ve uyanacaktım.

Ağlıyor ve sarsılıyordum.Durdurulamaz bir biçimde öne arkaya doğru sarsılıyordum.Titremelerde durumumun kötüleştiğinin kanıtıydı.Gözlerimden yaşlar süzülüyordu.Sessizce ağlıyordum.Ben ağlamıyordum,bir zamanlar tacize uğramış küçük kız ağlıyordu.Onu susturmak istiyordum.Zayıflıktı bu yaptığım fakat artık çok geçti.Sallanmaları kontrol altına alamıyor ve gözyaşlarımı dindiremiyordum.Hala mağaradaydık.

Mağarada ağlamayalı uzun zaman geçmişti.Anılar geçidi ikinci parti.Hayatta güvenmiş olduğum tek insanın ölümü.Bunları hatırlayan gözlerim daha da üzüldü.Gözyaşları arttı.Beynime,ruhuma söz geçirmesini emrettim.En azından sallanmayı kesebilirdim ve deneyimlerimden olacak ki sallantılar durdu.Fakat gözyaşlarım durmuyordu.İçimden ona kadar saydım ve sakinleşmeye çalıştım ama nafile.İçimde yükselen nefret ve sinir dalgasını hissediyordum.Nereden geldiği belli olmayan bir kahkahayla bedenim bir yara daha aldı.Kahkahalar benim dudaklarımdan dökülüyordu.Bu iş kötüye gidecekti.Sallantılar yine başladı.Gerçekliğe dönmem gerekiyordu fakat gerçek çok uzaktı bana.Mağaranın açık ağzına doğru baktım;şafak sökmek üzereydi.Şafakla başlayan göz yaşları umarım kısa sürerdi.Uzandığım yerde gerindim ve ayağa kalkıp dengemi sağladıktan sonra mağaradan dışarı çıktım.

Dışarı çıkarken gözüm;mağarada bana ters bir tarafta uyuyan yabancıya takılmıştı.İki hafta önce ormanda gezerken karşılaştığım biriydi.Benimle gelmesini istemiyordum.Yine peşimden geldi ve konuşmadık.Sorun çıkaracağa benzemiyordu.En iyisi ilk suyuna gitmek yahut nötr olmak sonrasında arıza çıkarırsa öldürmekti.Üzerinde yıpranmış fakat kaliteli kıyafetler vardı.Zengin bir aileden geliyordu.Sanırsam evinden kaçmıştı.Konuşması kaba olmasa da bunca yıldır ailesinin ve parasının ona sağladığı güvenle,küstahçaydı. görüyordu bana göre.Tahminimce hayatı para ve eğlence içinde geçmişti.Ölümü görmüş müydü?Benimle birlikte dolaşacaksa zor şartlara hazır olmalıydı.Yanımda zengin ve mızmız bir velet(!)-ki benden daha büyük gösteriyordu- taşımak istemiyordum.Sorun çıkartacak gibi görünmüyordu.Bundan sonra daha dikkatli olmalıydım.Eğer krizler ya da patlamaları görürse zayıf yanımı görmüş olurdu.Asla izin vermezdim.Veremezdim.

Doğmak üzere olan güneşe döndüm ve esnedim.Yeni bir gün krizlerle başlamıştı.Yine bir gün krizlerle başlayacaktı.Biliyordum fakat kaçıyor ve unutmak istiyorum.Sanki hepsinde ilk sefermiş gibi davranmak.Bu işte gittikçe ustalaşıyordum.Güneşe tekrar baktım ve derin bir nefes aldım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Imaizumi Raiden
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Kayıt tarihi : 02/07/10

MesajKonu: Geri: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   C.tesi Tem. 03, 2010 9:43 pm

Yükselen ay vücudunu yakıyordu. Oradaydı işte, onu bekliyordu. Elini uzatmıştı ona. Onu sevmiyordu, ancak o güvenliydi. Onu sımsıkı tutup kendine yaklaştırmıştı. Korkularını sarmalamıştı. Bu karanlık haritada doğru yolu sadece onlar biliyordu. Güzel duygulara kapılıp söndüremezdi tek ışığını. Ancak niye uzaklaşıyordu o ışık kendisinden? Hayır, hayır! Bu yanlıştı! Bir şeyler ters gidiyordu! Işıkla doluyordu her yer. Hayır! Bunu istemiyordu!

Gözlerini birden açtı. Güneşin ışıkları gözlerini kamaştırıyordu. Saçları dağılmış ve kıyafetleri yıpranmıştı. Güneşin önüne geçerek gözlerinin rahatsızlığını gideren kıvrımlı vücuda teşekkür etmeli miydi? Ayağa kalkıp hafifçe esneyerek onun yanına gitti. Tüm gece onu izlemiş, kabuslarının korkunçluğuna tanık olmuştu. Onu izlemek hoşuna gidiyordu. Masum bir suratı vardı. Yumuşak bir çehresi ve bir katilin suratını kesinlikle anımsatmayacak bir sevimliliği vardı. Neden onu bu kadar çok düşünüyordu bilmiyordu. Yani, ondan hoşlandığını, hatta biraz daha derin duygular besliyor olabildiğini kabul ediyordu, ancak her an birisini düşünmek ona göre değildi. “Günaydın, fıstık. Naber?” dedi gayet kayıtsız bir şekilde. İki haftadır onun yanındaydı ve her seferinde ona ‘fıstık’ veya ‘güzelim’ diye hitap etmesine alışmış olmalıydı. Eliyle saçlarını dağıtıp yavaş yavaş yükselen güneşe döndü yüzünü. Bir anda Misaki’yi hatırlatmıştı bu doğan güneş ona. Sabırlı, görkemli ve gizemli…


Ağut: Bu sitenin seviyesine bakılınca uzun yazmanın abez kaçacağını düşündüm Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Souen Misaki
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin


Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 27/06/10

MesajKonu: Geri: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   Paz Tem. 04, 2010 12:05 pm


Mağarada biraz daha kalsam,işler kötüye gidecekti diye düşündüm.Kapalı alanlara olan fobim mahzende geçirdiğim yıllardan sonra başlamıştı.Aya bileklerime dolanan ipi hala hissedebiliyordum kabuslarda.Üzerime eğilen cüsseyi hala hatırlıyordum karabasanlarla çay içtiğim gecelerde.Kapalı alanlar.Dar alanlar.İnsanı dört duvar arasında hapseden tozlu zindanlar.Katlanamıyordum.Orman sanki koruyordu beni.Güvende hissediyordum kendimi.Yeşilden çaldığı tonlarla yeşili kıskandıracak kadar güzeldi bence.Uzun ağaçlar.Gün doğumuna saatler kala ormanın kalkanı rutubetli sis.Saf nefesler. Orman bir nevi özgürlüktü benim için.

Bir güvercin kadar özgür olmak isterdim.Hayır,bir güvercin değil.Güvercinler barışı temsil eder.Bense temsilsizim.Sanki bedenim var da ruhum yok.Yanlışsın yine diye fısıldadım kendime.Ruhu olmayan acı çekemez.Ruhu olmayan lanet kabuslarla kırmızıya boyamaz geceleri.

Oradan oraya gidiyorum.Bazen ölen bir ninja gördüğümde onu hatırlıyorum.Hayatta değer vermiş olduğum tek insanı,ağabeyimi. Ölümü gözlerimin önünden gitmiyordu.Kanlıydı fakat önemli değildi.Kabuslarımda yer almazdı.Onunla ilgili beni kahreden şey anılarımızdı.Güzel anılar,kötü yan etkiler.Reçetesiz ilaçlarım bile yoktu ki salınıp gittiğim bu dünyada.Yaprakların hışırtısı beynimden gelen fısıltıları göz ardı ettim ve güneşe tekrar baktım.

Güneş ışınları,yıldızsız bir geceyi unutturmak istercesine tenime nüfuz ediyordu.Güneş ışınlarının verdiği bu sıcaklığı seviyordum.Fakat bu yaptığım yanlıştı,yine.Güneşe değer vermek istemiyordum.Hiçbir şeye değer veremezdim.Bir gün özleyecek bir şeyim olmamalıydı güzel anıların getirdiği özlem duygusu çekilmezdi.Zayıflatıcıydı.Hatıralarla uyuşturulursam nasıl ayakta kalıp sonuna kadar savaşacaktım?İşte bu yüzden duygular raflarda toz tutmalı,unutulmalıydı.En azından bir süreliğine.

Arkamdan bir ses geldi.Kim olduğunu anlamakta gecikmedim.Sesindeki duyarsız ve küstah tınıdan kim olduğunu anlamıştım:Raiden.

Günaydın, fıstık. Naber?” Zengin piç. İki haftadır onun “güzelim” ve “ fıstık”larıyla uğraşıyordum. Tanrı aşkına benim bir adım vardı ? Hadi Misa dese yine bir derece. Beni sadece iki haftadır tanıyordu ve bana fıstık diye hitap edebiliyordu. Küstah ve kibirliydi. Yine de tek başıma bir missing nin olarak dolaşmak şu sıralar iyi değildi. Kulağıma bazı söylentiler gelmişti ve kendimi korumalıydım. İlk tercihim Raiden olmazdı fakat ona rastlamıştım ve işe yarardı.Sabaha karşı bana olanları görmemiş gibi görünüyordu.İyiye işaret.Omuz silkerek;”İyiyim “fıstık”,sen nasılsın?” dedim.Fıstığı dalgacı bir vurguyla söylemiştim.

Dışarıdan bakıldığında komik görünüyorduk.Fakat komada yaşayan bir ruhla gülecek halim olmadığından sadece ayakta durmaya çalışan bir ben için komik şeyler normal olanlar gibi akıp gidiyor,kayboluyordu eski bir kum saatindeki sonsuz kum tanelerinin arasında.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Imaizumi Raiden
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Kayıt tarihi : 02/07/10

MesajKonu: Geri: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   Paz Tem. 04, 2010 2:43 pm

Ah, her zaman ki uyuz surat ifadesi güldürmüştü Raiden'i. İçten ve neşeli bir kahkahaydı bu; çoğu kişinin atmaya bile cesaret edemeyeceği. Neden çoğu kaçak, hiç gülmez ve genelde psikopat tiplerden oluşurdu? Herkesin geçmişinde azılı bir katilin incinmiş yüreği,onuru yatardı. Ancak Raiden, tamamen piçlik ve eğlence olsun diye kaçmıştı. Ve eğleniyordu da. Özellikle şu son iki haftadır. Bu kız, bir melekti. Azrail'in orkasız hâlini andırıyordu! Sadece daha güzel, daha sevimli ve daha seyirlik. Üstüne basa basa 'fıstık' demesi onu ne kadar sinir ettiğini gösteriyordu. Ancak bu hâllerini bilhassa seviyor, bariz bir şekilde onu öfkelendirmeye çalışıyordu. "Ben de iyiyim güzelim. Sorduğun ve beni uykumda öldürmediğin için teşekkür etmeli miyim? Ahahahah!" Bunu yapabilirdi, hem de hiç uğraşmadan. Çoğu gece onu izlemeyi, uyumaya tercih etse dâhi, onun rüyaları sona erdiğinde -ki bu uyanmasına çok az kaldığı anlamına geliyordu- yatıyor ve başını bir yere koyduğu anda uyuyakalıyordu. Ellerini onun omzuna koyup saçlarıyla oynamaya başladı. Yumuşacık, bakımsız ama yine de göz kamaştırıcı saçları vardı. Pürüzsüz teninin üstüne kondurulmuş bir taç gibiydi. Büyük gözleri onun masum görünüşünü destekliyordu. Kim bilebilirdi ki o sıcacık ama ifadesiz gözlerin ardında binlerce kanın lanetinin yattığını.

Kendisini öldürmeden önce onu rahat bırakıp hayvanca gerindi ve küstah tavrını hiç bozmadan, ona bakmaya bile tenezzül etmeden -ki bu gayet zordu- tekrar konuşmaya başladı. Onu sinir ettiği her vakit cennetten çalınan meyve gibiydi. "Ne zaman gidiyoruz güzelim? Burada durup vahşi hayvanların seni yemesini istemezsin değil mi? Uuu..." dedi kötü taklitli bir ürperme ile. Bir gün sırf bu konuşma tarzı ve kötü taklidi yüzünden, Misaki onu öldürecekti. Raiden'in tek ümidi, o gün gelmeden önce, sevgisini itiraf etmekti. Ancak kabuslarının baş kahramanının bir erkek olması ve erkeklerden delice kaçınması, bunun için uzun bir süreye ihtiyacı olacağını gösteriyordu. O da diğer kaçaklar gibi kötü bir geçmişin ürünüydü. Bu hastalıklı ruhu her ne kadar onu özel kılsa da geçmişin silinmeyen izleri ruhunu karanlığa çekiyordu. Ve buna gözlerini yummak acı veriyordu Raiden'e.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Souen Misaki
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin


Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 27/06/10

MesajKonu: Geri: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   Paz Tem. 04, 2010 3:32 pm

"Ben de iyiyim güzelim. Sorduğun ve beni uykuda öldürmediğin için teşekkür etmeli miyim? Ahahahah!"Güzelim?!Sınırları zorlamaya devam et bakalım Raiden,diye düşündüm.Uykuda öldürmek yerine işkence çektirmek tercihimdi ama sadece nefret ettiğim insanlara karşı.Raiden'in bana taktığı sıfatlar dışında sorunum olmadığı için yaşamıma cinayetsiz bir biçimde devam edebilirdim.

Raiden'in suratına baktım ve duyulmayacak bir biçimde söylendim.Bir an Raiden'e gözüm takıldı.Garip bakıyordu.Daha önce hiç kimsenin böyle baktığını görmemiştim.Şeytan şehvetle bakardı,babamsa para arzusuyla görürdü dünyayı.Raiden'se genelde küstah ve aldırmaz bakardı.Tam bir piç.Ama yine de bakışları garipti.Güneşe mi bakıyordu acaba?Raiden her nereye bakıyorsa aniden gözlerini kapattı ve alaycı bakışları yeniden geldi.

Bakışlardan anlamıştım ki birini istiyordu ve özlüyordu.Başka biri yerine acı çekiyordu.Acaba onu serbest mi bıraksaydım?Köyüne gidebilirdi eğer düşündüğü kişi oradaysa.Ya da sadece onu unutmak için kaçıp benimle dolaşmaya başlamıştı?İnsanların özel hayatları beni ilgilendirmezdi.

Alayacı bir ses tonuyla;"Ne zaman gidiyoruz güzelim? Burada durup vahşi hayvanların seni yemesini istemezsin değil mi? Uuu..."
Vahşi hayvanlar ha?Zengin piçin bunu akıl edebilmesi bile iyiydi.Ona cevap vermek üzere dudaklarımı hareket ettirdim:"Raiden neden gidip oyuncu olmuyorsun?Gerçekten parlak bir geleceğin olurdu.Seni öldürmediğim için şükretsen iyi olur.Bu taklit yeteneğiyle sonun yakın görünüyor fakat benden önce sen hayvanlara dikkat etsen iyi olacak.Beş yıldır ormanda yahut çöldeyim.Senin malikanende vahşi hayvan olmadığına göre önden git."

Bunları söyledikten sonra saçlarıma dolanan elini farkettim.Lanet olası piç ne yapmaya çalışıyordu?!Elini farketmemiş gibi yaparak ayağa kalktım ve mağara doğru,eşyalarımı toplamak için,yürüdüm..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Imaizumi Raiden
A-Rank Missing-nin
A-Rank Missing-nin
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Kayıt tarihi : 02/07/10

MesajKonu: Geri: Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk   Çarş. Tem. 07, 2010 12:28 am

“Dün geceden beri hiç durmadan yürüyorlardı. Dolunay onların uykusunu kaçırmaya çalışırcasına önlerine dikilmişti. Kocaman, korkunç sırıtışıyla gecenin hakimiyetini elinde tuttuğunu haykırıyordu. Tüm ağaçlar, çiçekler, çimenler ve hayvanlar susmuş; Raiden ve Misaki’nin nefes alışverişlerini dinliyorlardı. Arada bir Raiden’in Misaki’ye sataşmasını, Misaki’nin Raiden’in karnına dirseğini geçirmesini, Misaki söylenirken Raiden’in kulağına iyice yaklaşıp saçma şeyler fısıldadığını, Misaki’nin kıpkırmızı olup bağırmasını… Sıradan ama diğerlerinden daha mükemmel bir geceydi. Gökyüzü simsiyah bir smokin giymiş, bir buket gibi sıkıca kavramıştı ormanı. ‘Kız istemeye gider gibi’ diye düşündü Raiden. Kıkırdamasına engel olamadı. Çok eskilerde kalan bu gelenek, ailesi tarafından hâlâ devam ettirilmekteydi. Misaki birden durmuştu. Tüm o iltifatların vergisi olan yumruğunu bekleyen Raiden ise yüzündeki çapkın ve çarpık gülümsemeyi bozmamıştı. Alışmıştı artık onun yumruklarına. O da yumruk atmaya alışmıştı belli ki. Ancak birden, ikisini de afallatan bir şey oldu. Misaki hiçbir şey söylemeden hızla yaklaştı,yumruklarını Raiden’in göğsüne yaslayarak dudaklarını onunkilere bastırdı. Raiden’in gözleri ilk anda sonuna dek açılsa da, 1-2 saniye sonra kollarını Misaki’nin beline koyup ona karşılık vermeyi akıl edebildi.”

Unutmadığı tek rüyasıydı bu. Misaki’ye daha yakın olmak istiyor, ancak onun erkeklere karşı olan fobimsi korkusunun üstüne gidip de, nefret etmesini istemiyordu. Tüm bu ‘fıstık’ ve ‘güzelim’ sözleri bile onu deli etmeye yeterken, nasıl ona daha fazla yaklaşabilirdi ki. Onu öldürebilirdi; ki bu en iyi seçenek olurdu. Onun nefretiyle yaşamak, her gün kalbine bir jilet daha saplamak, en ağır silahları vücuduna kanca ile asmak demekti. Ayaklarından asılı şekilde günlerce durmak, kendinin zor sığdığı bir alanda hayatta kalmaya çalışmaktı. Hepsi de ölümün tercih edileceği şeylerdi sonuçta.

Misaki küfürlerin yansıdığı gözlerini onun küstah bakışlarına diktikten sonra mağaraya gidip eşyalarını toplamaya başlamıştı. Raiden’in yeni yetme, toy bir zengin züppesi olduğunu sanıyordu besbelli. Tamam, zengin züppesi kısmı doğru olabilirdi; ancak yeni yetme asla değildi. Tabii, bilmiyordu onun bilmem kaç yıldır köyünün kapısını bile görmediğini. Konoha’ya bu kadar yakın olmak, evinin kokusunu hissetmesine neden olsa da geri dönüşü olamazdı. Kırmızı bültenle aranan, acımasız bir katildi o.

“Eh, Misaki-chan. Bir gün bana ço-o-o-o-ok yalvarırsan sana Shakespeare bile okuyabilirim. Belki. Büyük ihtimalle. Sanırsam. Ah, her neyse! Hazırsan, -öcüler gelmeden önce- gidelim buradan. Orayı ‘bulduğun gibi bırakmak’ zorunda değilsin; umumi tuvalet değil o. Ahahahah!” Küstah kahkahası ormanda yankılanırken rüyasını düşünüyordu. Bir gün gerçek olabilecek miydi o rüya? Yoksa ölmeden önce, film şeridinin bir karesi olamadan mı kalacaktı? ‘İmkansız…’ diye fısıldadı Raiden. Ancak kader ne zaman onun sözlerine riayet etmişti ki?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Siyahlara Bürünmüş bir Boşluk
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Naruto RYO Sitesi :: Evren... :: Sınır Dışı-
Buraya geçin: